Öğretim Programı Planlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Öğretim Programı Planlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Haziran 2015 Pazartesi

OKUL İLE EV ARASINDAKİ İLİŞKİDE YENİ BAŞLAYANLARIN REHBERİ





Çeviren: Merve Öncel 

Tabitha Dell’ Angelo / 10 Aralık 2014

Dr. Tabitha Dell’ Angelo New Jersey Üniversitesi’nde Yardımcı Doçent ve Kentsel Eğitim Yüksek Lisans Programı Koordinatörüdür.

Editörün Notu : Bu gönderi, Rutgers Üniversitesi’nde doktora sonrası araştırma görevlisi ve eğitim profesörü olan Johanna Maulbeck tarafından ortaklaşa ele alınmıştır.



Ev ve okul arasındaki ilişki, akademik başarıyı desteklemek için önemli bir unsurdur.( Dodd & Konzal,2002 ). Gergin ev-okul ilişkisi öğrenci performansını düşürmeyle sonuçlanabilir. Bu ilişkileri geliştirmek için bir husus da, evdeki ve okuldaki yaşantıyla bağıntılı, anlamlı okul ödevleri ve projeler oluşturmak; akıcı, bağlantılı ve uygun öğrenci yaşantılarını teşvik etmektir. Bu ödev ve projeleri planlarken, aşağıdaki soru ve görüşleri göz önünde bulundurun. Bunları kullanırsanız ya da sadece yapı engelleri olarak düşünürseniz, onlar da ortaya çıkan şaşırtıcı fikirlerden ilham alabilecekler.

Önce kendinize şu 3 soruyu sorun :
1)    Öğrenciler bu projeden nasıl yararlanacaklar?
2)    Ebeveynler bu projeden nasıl yararlanacaklar?
3)    Öğretmenler bu projeden nasıl yararlanacaklar?

Ev ve okulla ilgili en iyi uygulamalar 3 gruba yararlı olacaktır. Her grubun  ( öğrenciler,ebeveynler,öğretmenler ) ihtiyaçlarını düşünün ve bu ihtiyaçları nasıl karşılayabileceğinizi mütalaa edin. Aşağıda, ilgili tüm grupların yararına olan, etkili potansiyele sahip birkaç  proje ve ödev örnekleri vardır.

EVDE ÇOCUKLAR VE BAKICILAR ARASINDAKİ BAĞI DESTEKLEYİN

“Bugün okul nasıldı?” sorusu sınırlı olmak üzere, çocuklar ve bakıcılar arasındaki konuşma için nadir değildir. Yetişkin bakıcılar ile çocuklara derinlemesine bir konuşma için fırsat sağlamak güçlü olabilir. Bunu gerçekleştirmenin bir yolu da röportajların kullanımı vasıtası iledir. Buna sahip çocuklar, belki en iyi çocukluk arkadaşlarına ya da çocukluklarına ilk kez şahit oluşlarına dair kendi yaşantılarını paylaşmak için bakıcılarından isterler. Sevdikleri ya da korktukları şeyleri, ilk anılarını ya da gelecek için umutlarını bakıcılarına anlatması için onları cesaretlendirin. Bunu yaparak, çocuklara, röportaj pratiği, not alma ve sonuçları kaydetme dahil, yetişkin bakıcıları ile daha derin seviyede bağ kurmak için, bir fırsat sağlanır. Çocuklar okula döndüğünde, umumi konuşma becerilerine ilaveten, okuryazarlığa daha fazla katılım, sunumlar yoluyla, yazılı olarak ya da her ikisine dair bulguları paylaşabilirler.

ÖDEVİ YENİDEN TANIMLAYIN

Ödev sıklıkla, öğrencilerin birkaç sayfa bitirdikleri, birkaç dakika okudukları ve sonra okul dışındaki yaşamlarıyla uyumlu hale getirdikleri münzevi uygulama olarak görünebilir. Ama öğretmen ebeveynler için deneyimlerden iskele kurarsa, ödev öğrenciler ve yetişkinler arasında daha etkileyici olmaya başlayabilir. Onlara, çocuğunun ödevine katıldığında nasıl umutlandığınızı bilmelerine izin verin. Bu etkileşimli bir defter, takvim ya da bir web sayfası aracılığıyla da sağlanabilir. Ayrıca, ödev zamanı boyunca nasıl yardımcı olabileceklerine dair tavsiyelerde bulunun.

AİLE GEZİLERİNE TEŞVİK EDİN

Bölgenizdeki tarihi yerlerin, parkların ve kiliselerin bir listesini yapın. Neredeyse her şehrin ücretsiz ya da çok düşük fiyata sahip olduğu ziyaret edilecek ilgi çekici yerleri vardır. Bu listeyi, aynı zamanda bir öğrenme deneyimi anlamında bir aile gezintisini teşvik etmek için bir yol olarak çocuklar ve bakıcılarıyla paylaşın. Gezilen yerler hakkında neyi beğenip beğenmediklerine dair fotoğraflar ya da sadece birkaç satır paylaşmalarını isteyebilirsiniz. Fotoğraflar ve notlar sınıfta bir kitapta ya da ilan panosunda saklanabilir. Böylece öğrenciler bir diğerinden öğrenebilir ve paylaşabilirler.

EBEVEYNLERİ SINIFA DAVET EDİN

Ebeveynlere sınıfta dahil olabilmeleri için orada neler olduğunu görebilecekleri, öğretmen ve çocuklarla etkileşimde olabilecekleri fırsatlar sağlayın. Çok çeşitli yollar var ebeveynleri dahil etmek için. Ebeveynlerin çocuklara ilginç ya da kullanışlı bir beceriyi öğretebilecekleri – meyveleri kesme, bez değiştirme, evcil hayvan besleme, havluya sarma ya da bunun gibi birçok şey- 15dakikalık tecrübeler için sınıfta belli bir zaman ayırabilirsiniz. Bu aktivite, çocukların dinleme becerilerini kuvvetlendirme potansiyeline sahip. Öğretmenler ayrıca öğrencilere, “nasıl yapılır?” diye sorarak uygulama için aktiviteyi genişletebilir. Ebeveynler ayrıca en sevdikleri hikayeleri sınıfla paylaşan misafir okuyucuları davet edebilir. Toplum olarak hikayelerin paylaşımı öğrencilerinizin okuryazarlık için takdirini beslemek adına büyük potansiyele sahip.


GERÇEK HAYATTAN DERSLER ÖĞRETİN

Öğrencilerin “Neden bunu öğreniyorum? Neden bilmem gerekiyor?” diye sorması seyrek değildir. Öğrenmeyi uygun hale getirmenin bir yolu da ,öğrencilere sağlıklı bir yaşam sürmelerinde yardım etmek ve hoşnut kalmaları için maruz kaldıkları gerçek hayattan dersler öğreterek okul ile ev arasında bağ kurmaktır. Böyle bir dersin bir örneği, yaşlarına bağlı olarak sınıfınızda çocukların günde kaç saat uyumaya ihtiyaçları olduğunu anlamayı gerektirir.

                  Gerçek Anlamda Kaç Saat Uykuya İhtiyacın Var?






Yaş
Uyuma İhtiyacı




Yeni Doğanlar                             
Bebekler
Yürümeye Başlayanlar  (1-3)
Okul Öncesi  (3-5)
Okul Yaşındakiler  (5-10)
Ergenler  (10-17)
Yetişkinler

12-18 saat
14-15 saat
12-14 saat
11-13 saat
10-11 saat
8.5-9.25 saat
7-9 saat




Öğrencilerinize şunu öğretin, yeterli uyku uyumak bize bilgiye kolayca dikkatinizi vermeyi, öğrenmeyi ve hatırlamayı sağlar. Öğrenciler, grafikleme, haritalama ve günlük tutma aracılığıyla ne kadar uyuduklarını takip edebilirler. Uykudaki değişimler ve okuldaki yaşantılar arasında bir bağlantı kurabilirler. Sonuçlar ebeveynlerle etkileşimli bir ev ödevi (yukarıda anlatılan) veya Elena Aguilar’ın gönderisinde tanımlanan “pozitif telefon görüşmesi” gibi birçok yolla paylaşılabilir. Bu tarz dersler yalnızca okul ve ev arasında bağlantı kurmuyor aynı zamanda sağlıklı yaşama yaklaşan bir adım olarak da hizmet ediyor.

Etkili eğitim okul ve ev arasında ortaklık icab ettiğinden beri, yaratıcı bir şekilde bu ortaklığı beslemeliyiz. Yukarıda tanımlanan proje ve uygulamalarda olduğu gibi, bir çok yolla da bu gerçekleştirilebilir. Umuyoruz ki, konuşmaya devam eder ve fikirlerinizi yorum bölümünde paylaşırsınız.






14 Haziran 2015 Pazar

ÇOCUKLARI YENİLİKÇİ OLARAK BÜYÜMEYE TEŞVİK ETMENİN 5 YOLU


Çeviren: Seren Bayar

Orijinal Metin için tıklayınız 




ÇOCUKLARIN RİSK ALMAKTAN VE YENİLİKÇİ OLMAKTAN VAZGEÇİRİLDİĞİ BİR DÜNYADA NASIL YENİ STEVE JOBS’LAR YETİŞTİRİRİZ?

Bugünlerde çocuk olmak kolay değil. Değişen müfredat şartları, standartlaştırılmış test sonuçlarına güçlü bir odak, ödev yığını ve görünen o ki akademik çalışmalardan sporlara kadar her şeyde başarı elde etmek için bitmek bilmeyen bir yarışla karşı karşıyalar. Son zamanlarda yapılmış bir belgesel “Race to Nowhere” ( Sonuçsuz Yarış) 2010’larda büyümenin zorluk ve risklerini derinlemesine araştırmakta.

Eski ilköğretim ve lise öğretmeni Tony Wagner işle ilgili kaygı ve kıyaslamanın çocukları onların yaratıcı doğasından çıkarmasıyla ilgili endişelendiğini söyledi.

Wagner, Harvard Üniversitesi’ndeki Teknoloji ve Girişim Merkezi’nde bir yenilik eğitimi üyesi ve öğrencideki öğrenme isteğini uyandırmak için kar amacı gütmeksizin okullara yardım eden Cambridge, Massachusetts bağlantılı okulların kurucu yönetici müdürü. Başarılı bir öğrenci olmanın ne anlama geldiğinin çocukların hayatlarının devamında yenilikçi olmak konusunda güçlük çekecekleri bir durum yaratan, standartlaştırılmış testler için öğretime çok fazla vurgu içeren sınırlı bir tanımını yaptı.
Wagner’ın çok satan kitabı Yenilikçiler Yaratmak: Dünyayı Değiştirecek Gençler Yetiştirmek için yapılan araştırma bazı tedirgin edici durumlar ortaya koydu.

Wagner sıradan bir çocuğun günde 100 soru sorduğunu söyledi. Fakat bir çocuk 10 ya da 12 yaşına geldiği zaman derin sorular sormaya devam etmektense doğru cevabı almanın çok daha önemli olduğunu anlar.

Peki, biz bu yaratıcı parmak ressamlarını hayatlarının ilerleyen zamanlarında yenilikçi olarak başarmalarına yardım edecek şekilde nasıl destekleriz? Bu beş temel ilkeyi kazanmaya çalışmak başlangıç için mükemmel bir adım.

1. OYUN

Wagner öğretim programına bir oyun algısı getiren, farklı açılardan bakan ve ders materyaliyle acayip ilişkiler kuran öğretmenlerin çocukların yaratıcı yapısını güçlendirdiğini söylüyor.

Başarılı öğretmenlerde gözlemlediği en önemli örneklerden biri öğrenmeyi eğlenceli hale getirmeleridir. Wagner der ki; öğrenciler öğrenmelerinin her halinin çok ciddi olduğunu hissettiklerinde daha az riskli yönlerden düşünmeyi seçmek yerine risk almaktan ve yaratıcı düşünmekten korkuyorlar.

2. MERAK

5 yıl önce anaokulu öğretmeni Melissa Butler ve Carnegie Mellon Üniversitesi yerli sanatçısı Jeremy Boyle küçük çocukların yenilik getirmelerinin mümkün olup olmadığını bulmak için birlikte çalışmaya başladılar. Pittsburgh devlet okulu sisteminde öğrenciler için yaratıcı düşünmeye ve yeniliğe teşvik eden kâr amaçlı olmayan “Çocukların Yenilik Projesi”ni kurdular.

Bu program çocuklara çeşitli teknoloji materyalleriyle oynamak için zaman ve çeşitli bireysel ve grup projeleriyle uğraşmaları için olanak sağlar. Boyle “Gözlemsel projeler detaylara dikkati ve farkında olmayı geliştirir,  böylece bu çalışmalar daha iyi anlama ve daha fazla öğrenme isteği yaratır.” dedi.

Boyle’ e göre; ne zaman ki çocuklara birçok şey arasında ilişki bulmalarına yardım edersek, bu şeylerin birlikte nasıl çalışacakları hakkında daha meraklı olurlar.

3. TUTKU

Wagner ayrıca kitabı için yüzlerce yenilikçi insanla yürütülen görüşmelerde tutkularıyla başarılarını nasıl birleştirdiği gösterilen yenilikçi insanlar buldu. En iyi öğretmenler ve ebeveynler her zaman öğrencilerin tutkularını ve doğal meraklarını desteklediler ve bu merakı gidermek için neyin öğrenilmeye ihtiyaç olduğuyla ilişki kurmaya çalıştılar.

Çocukların çalışmak istediği konuyu seçmelerine ya da daha fazla öğrenmek için kendi araştırmalarını planlamalarına izin verirler. Wagner der ki, “Bu ilişkili başarı daha büyük bir amaca-çocukların bireysel motivasyon ve ilgilerine yol açar.”

4. KORKUSUZLUK

Butler’a göre; Çocukların Yenilik Projesi temel sonuçları arasında korkusuzluk özellikle risk alma ve yeni yollar denemeyle bir yere kadar gelişti. Çocuklar aynı zamanda yaratıcı problem çözmede daha iyi oldular. Butler ’a göre; eğer daha fazla yenilik geliştirmek istiyorsak çocukları överken odak noktasını değiştirmek önemli.

Butler, “Bence aileler, toplumlar ve okullar “Sen zekisin.” dediklerinde çocuklara zarar veriyorlar. Eğer bir çocuğa zeki olduğunu söylerseniz söylenecek başka bir şey yoktur, ama çabayı cesaret vermek istediğiniz bir şey olarak adlandırırsanız çaba yetenek yaratır.” dedi.

5. AMAÇ

Wagner’ a göre; yenilikçiler için belirli bir amaca sahip olma önemliydi. En büyük etkisi olan öğretmenler, sadece iyi bir puan almak yerine fark yaratmak için bir şeyler yapmanın önemi hakkında konuştular.


Belirli bir amaca sahip olma çözüm bulmayı daha zorunlu hale getirir. Bu, yenilikçilere zorlu konuları çözmede yeni metotlar aramak ve risk almak için daha büyük istek verir. 

19 Nisan 2015 Pazar

Tutarlılık abartılıyor mu ?



Çeviri: Tuğrul Yılmaz 

Tom Whitby: Birçok eğitim ödülünün sahibi
ve kitap yazarı
       Geçenlerde kışkırtıcı olabilecek bir tweet attım. Bunu birşeyleri karıştırıp eski yaratıcı fikirlerden yararlanmak için sık sık yaparım." Geçenlerde bir kalp ameliyatı geçirdim ve doktordan ameliyatı tamamlaması için 20. yy'a ait hiçbir metod ya da teknoloji kullanmasını istemedim." şeklinde tweet attım. O tweetten dolayı tutarlılık tartışması çıkar sanmıştım. Ama böyle bişey olmadı. Attığım tweete bağlı olarak biri eğitimcilerin 'çevreleriyle bağlantıda' değillerse neden iyi öğretmenler olamayacağını düşündüğümü sordu. Amacım tutarlılığa vurgu yapmaktı. Benim ifade etmeye çalıştığım düşünce, her alanda özellikle de tıpta 20.yy'a ait teknoloji ve metodların artık kullanılamaz olduğuydu, çünkü 21.yy'a gireli on yılı aşkın bir süre oldu. Bağlantısı olmayan bir öğretmenin 'bağlantıda' olmasını sağlayan şey 'Tweeter'dı. Ancak tutarlılıkta, 'bağlantıda' olmaktan daha fazla şey vardı.

Tutarlılık çok önemli bişeydir, tabiki eğitimde söz konusu müfredattaki değişimlerle 
birlikte. Çünkü eğitimcilerin tutarlı olmaları gereken alanda büyük öneme sahip olan kendi branşlarında uzman olmaları gerekir. Eğitim işini daha da ileri götürmek için, eğitimcilerin pedagoloji eğitiminde ve metod biliminde de uzman olmaları gerekir. Eğitmenlerin tutarlı olmaya devam etmeleri gerekiyor. Bu anlayış bize, öğretmenlerin ne kadar zor durumlarda kalacağıyla ilgili örnekler sunmaya başlıyor. 

Ama yine de eğitim ilişkilere dayanır. Öğrenci-öğretmen ilişkileri ve meslektaş ilişkileri. Bunların hepsi öğrenme ortamında yer alır. Neyin tutarlı; neyin tutarsız olduğu öğretmen tarafında belirlenen bişey değildir, ama bu olgu öğrenciler tarafından düşünülmeli ve sorgulanmalıdır. Kendisini alanında ileriye taşıyacak öğretime ihtiyacı olan kişi öğrencidir. Öğrenci, öğretmenin bilgisini ve fikirlerini tutarsız bulursa, öğretmenin olaya nasıl baktığının bir önemi olmayacaktır, öğrenci öğretmeni ardında bırakarak kendi tutarlı bulduğu şeye inanmaya devam edecektir.


İlerde eğitimciler kendilerinin tutarsızlaşmaya başladıklarını saptayabilecek mi? Herkes tutarsızlaşır mı? Eğitimcilerin, herhangi bir meslektaşının tutarlılığını belirleme gibi ahlaki bir zorunluluğu var mıdır? Bir gözlemle ilgili yorumlara tutarlılığı da katmak adil midir? Ya tutarsız yöneticiler? Tutarsızlık genelde nesiller arası bir durum mudur? Bunlar kafamın içinde uçuşan, cevaplamaya can attığım sorular.


Tabiki bağlantılı olmanın  yılmaz 
bir savunucusu olarak şunu belirtmek isterim ki: işbirliği ve işbirlikçi öğrenme, bu uzun yolda insanları tutarlı kılma konusunda aynı doğrultudadırlar. Bu cevabın sadece bir kısmı. Öğrenmek için zihnimizin yanında zihniyetimizi de açık tutmamız gerekir. Günümüzde geçmişe ait bir çok tutarlı düşünce mevcut, bizim bunları öğrencilere anladıkları terimlerle açıklamamız gerekir, çünkü anlamaz ve tutarlılığı sorgularsa, kabul etmezler.

Bence farkındalık tutarlı kalmanın bir anahtarıdır. Günümüzün teknoloji güdümlü kültür ortamında kişinin değişimlerin farkında olmaya ihtiyacı vardır. İstekli olma ve statükonun konforundan uzaklaşmaya cesaret etmek esastır. Ders vermekten daha fazla dinlemek için bir yetenek geliştirmek de bir amaç olmalıdır. Öğrenci olmak, uzman olmaktan daha fazla isteklilik gerektirecektir. Nasıl olabileceğini görmek, ne bildiğimizi incelemek, sorgulamak ya da gelecekte ihtiyacımız olacak şeylere uymayan şeyleri saptamak bir esneklik gerektirecektir. Bunların hepsi yaşam boyu öğrenmenin özellikleridir. Eğitimciler, öğrencileri için sürekli yaşam boyu eğitimden bahsederler. Bu bütün öğrenenler için bir amaç olmalı. Eğitimciler bazen kendilerinin de öğrenci olduğunu unutuyorlar. Daha iyi eğitmenler olmak için ilk önce daha iyi öğrenciler olmayı öğrenmeliyiz.


11 Nisan 2015 Cumartesi

Büyük Düşünürler: Çoklu Zekalar Üzerine Howard Gardner

Çeviri: Büşra Kayı


Howard Gardner: Çoklu Zekalar Kuramının Sahibi
Edutopia, çoklu zekalar ve yeni değerlendirme türleri ile ilgili 1997’deki röportajını tekrar gündeme getiriyor.

Nisan 1, 2009

İLGİLİ BAŞLIKLAR: Öğrenme Türleri ve Çoklu Zekalar, Değerlendirme, Beyin-Bazlı Öğrenme, Öğretim Programı Planlama, Farklılaştırılmış Eğitim, Eğitim Modaları, Tüm Seviyeler 

     
Howard Gardner, Harvard Eğitim Okulu’nda Eğitim ve Kavramada John H. ve Elisabeth A. Hobbs Profesörü.  Aynı zamanda, Harvard Üniversitesi’nde psikoloji alanında ikinci profesör, Boston Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde nöroloji alanında ikinci profesör ve Mezun Okulu’nun Project Zero’nun yönetim kurulu başkanı olarak pozisyonlarını koruyor.

     
Howard Gardner 20 kitap ve yüzlerce makale ve onun en iyi bilinen, zekanın geleneksel sözlü/dilbilimsel ve mantıksal/matematiksel ölçümlerin ötesini başarmasına dayanan teorisi Çoklu Zekalar’ı yazdı. Burada Howard Gardner öğrenci-hedefli öğrenmeyi, çoklu zekaları, ve değerlendirmeye farklı bir yaklaşımı tartışıyor.

1.       Öğrencileri, çalıştıkları şeylerde aktif olarak tutmak üzerine
2.       Öğrenci-hedefli öğrenmenin özellikleri üzerine
3.       Çoklu zekalar teorisi üzerine
4.       Teknoloji ve çoklu zekalar üzerine
5.       Öğretim programında gereken başlıca değişimler üzerine
6.       Okulda yapılan değerlendirmelerin, sporlar ve müzik gibi diğer alanlardaki değerlendirmelerden nasıl farklı olduğu üzerine
7.       Okullarda yapılan değerlendirmelere yeni bir yaklaşım ihtiyacı üzerine
8.       Devlet eğitiminde görülen uzun süredir süregelen değişimin yerine ne yapılması gerektiği üzerine

1.      Öğrencileri, çalıştıkları şeylerde aktif olarak tutmak üzerine
Bir gün çocuklar okullardan ayrıldıklarında, öğrendikleri şeyleri hala kullanabileceklerini umduğumuz için okullarımız var. Ve, bireyler çalıştıkları şeylerde aktif bir rol almadıkça, sorular sormayı, bir şeyleri aktarmayı, esasen kendi akıllarında bir şeyler yaratmayı ve onları ihtiyaca yönelik olarak şekillendirmeyi öğrenmedikçe, fikirler tam anlamıyla ortadan kaybolur unutulup gider. Öğrenci sınavda iyi bir puan almış olabilir, biz o öğrencinin öğrendiğini düşünebiliriz, fakat bir veya iki yıl sonra hiç bir şey kalmayacak.

2.      Öğrenci-hedefli öğrenmenin özellikleri üzerine
Diğer yandan, kimisi kendi kendine bir deneyi gerçekleştirdi, veriyi inceledi, bir tahminde bulundu, ve onun doğru bir şekilde anlaşılıp anlaşılmadığını gördü, bazısı geçmişini yapıyor, ve aslında kendi kendine bazı röportajlar gerçekleştiriyor – sözlü tarihler – daha sonra dökümanları okuyor, onu dinliyor, geriye gidiyor ve ilerisi hakkında sorular soruyor, kaleme alıyor. Bu, bir şeye bağlı kalmaya devam etmenin bir şekli, halbuki eğer basit bir şekilde bir takım isimleri ve bir takım olayları hatta bir kısım tanımları ezberliyorsanız, bekleyecek bir şey yok.

3.      Çoklu zekalar teorisi üzerine
‘Multiple Intelligences’ Çoklu zekalar fikri psikolojiden ortaya çıkmıştır. Bu teori insanların çok farklı zihinsel güçlere sahip olduğunu ve bu güçlerin çocukların öğrenme süreçlerini nasıl gerçekleştirdiklerinde ve insanların akıllarındaki şeyleri nasıl tarif ettiklerinde ve daha sonra bu insanların anladıkları şeylerin ne olduğunu göstermek için onları nasıl kullandıklarında çok çok önemli olduğunu kanıtlamak için geliştirilen bir teoridir.
   Eğer hepimiz aslında aynı türde akıla sahip olsaydık ve sadece tek bir zeka türü olsaydı, herkese aynı şeyi aynı yolla öğretirdik ve onları aynı şekilde değerlendirirdik ve bu makul bir yöntem olurdu. Fakat bir kere insanların çok farklı zeka türlerine, farklı dayanıklılık türlerine sahip olduğunun farkına varıyoruz. – bazı insanlar uzaysal düşünmekte iyidir, bazıları dilsel düşünmekte; diğerleri çok mantıksaldır, bazıları da aktif olarak keşfetmeye ve aktarmaya ve bir şeyleri düzeltmeye gerek duyarlar. – Özellikle herkese aynı şekilde davranan eğitim, aslında en haksız şekilde gerçekleştirilen bir eğitimdir. Çünkü bu eğitim, kimisinin çok dilbilimsel ve mantıksal olduğu, benim bir hukuk profesörü aklı olarak adlandırdığım, tek bir zeka türü seçiyor, ve diyor ki ‘eğer böyle düşünüyorsanız harika, fakat böyle düşünmüyorsanız sizin için trende yer yoktur’.

4.      Teknoloji ve çoklu zekalar üzerine
Eğer bir çocuğun uzaysal veya görsel uzaysal öğrenme türüne sahip olduğunu, diğer çocuğun çok çeşitli bir öğrenme türüne sahip olduğunu, üçüncü çocuğun derin felsefi sorular sormayı sevdiğini, dördüncü çocuğun hikayeler sevdiğini biliyorsak, bir öğretmen gibi çok da hızlı konuşmamıza gerek yok. Aslında çocuğun ilginç bulabileceği ve üretken bir şekilde zekalarını kullanabileceği, teknolojinin interaktif olduğunu yayabileceği bir türde çocuğa materyal sunan bilgisayar programları sağlayabiliriz, materyaller sağlayabiliriz, kaynaklar sağlayabiliriz, çocuk aslında ona rahat daha uygun gelen bir şekilde anlayışını gösterebilecek.
   Öğrenmenin tek yolunun onu bir ders kitabında okunan veya bir derste dinlenen bir şey olduğu efsanesine hepimiz aşinayız. Ve anladığımız şeyi göstermenin tek yolu kısa cevaplı bir test yapmaktır veya belki ara sıra sorular dahil edilen bir metinle bunu yapabiliriz. Fakat bu saçma. Her şey birden fazla yolla öğretilebilir. Ve anladığımız herhangi bir şey birden fazla yolla gösterilebilir. Buna inanmıyorum çünkü sekiz farklı yolla öğretimlerini gerçekleştirmemiz gereken sekiz zeka türü var. Bunun saçma olduğunu düşünüyorum. Fakat daima kendimize şunu sormalıyız, ‘’ Her çocuğa ulaşıyor muyuz, ve eğer böyle değilse yani her çocuğa ulaşamıyorsak, bunu yapabileceğimiz diğer yollar neler ? ‘’

5.      Öğretim programında gereken başlıca değişimler üzerine
Çok fazla konu öğrettiğimizi ve bir çok materyalle bunun üzerini örttüğümüzü düşünüyorum, ve sonunda sonuç öğrencilerin çok yüzeysel üstünkörü bir bilgiye sahip olması oluyor, sık sık söylediğimiz gibi, bir milim genişlik ve bir inçlik derinlik. Daha sonra bir gün okuldan ayrılıyorlar, neredeyse her şey unutuluyor. Ve okulun birkaç önceliğe sahip olması için değiştirilmesi gerektiğini ve çok derin bir şekilde bu öncelikleri gerçekten araştırmamız gerektiğini düşünüyorum.
   Bilim alanına atılalım. Aslında bir çocuğun koleje gitmeden önce fizik biyoloji coğrafya veya astronomi çalışıp çalışmadığıyla pek ilgilenmiyorum. Bununla ilgili detaylı çalışma yapmak için pek çok zaman var. Gerçekten önemli olan şeyin bilimsel olarak düşünmeyi öğrenmeye başlamak olduğunu düşünüyorum. Hipotezin ne olduğunu anlamak, onun nasıl çalıştığını ve çalışıp çalışmadığını görmektir. Eğer çalışmıyorsa, bir şeylerle ilgili teorimizi nasıl değiştiririz. Bu zaman alır. Bunu bir hafta hatta bir ay içinde bile  sunabilmenizin imkanı yok. Çok farklı türde deneyler yaparak, sonuçların ne zaman tahmin ettiğimiz gibi olacağını ve ne zaman farklı olacağını görerek onunla ilgili bir şeyler öğrenmemiz gerekir.
   Fakat koleje giderken de bu yolda bilime odaklanıyorsanız – veya eğer koleje gitmiyorsanız, aynı zamanda iş yerine gidiyorsanız – basit bir şekilde fikir veya ön yargı konusu olan bir durumla sağlam bir kanıtın olduğu bir durum arasındaki farkı bileceksiniz.

6.      Okulda yapılan değerlendirmelerin, sporlar ve müzik gibi diğer alanlardaki değerlendirmelerden nasıl farklı olduğu üzerine
Değerlendirme hakkında en önemli şey, yapmamız gereken şeyin ne olduğunu bilmektir.  Ve değerlendirmeyi düşünmenin benim için en iyi yolu, bir sanat türü veya bir sporu öğrenen bir çocuk, çünkü bu yani oyunu yöneten bir oyuncu veya bir figür tasarımcısı veya bir kemancı olmak zorunda olmanız tamamen bir esrarengizlik değil. Onu görüyorsunuz, deniyorsunuz, yetiştiriliyorsunuz, ne zaman daha iyi olacağınızı biliyorsunuz, diğer çocuklara nazaran nasıl yaptığınızı biliyorsunuz.
   Okulda, değerlendirme şaşırtıcıdır. Hiç kimse testte ne olacağını, sonuçların ne zaman geleceğini bilmez, ne öğretmen ne öğrenci ne yapacağını bilemez. Bu yüzden desteklediğim şey çocuklar için onların okula adım attıkları günden itibaren sorumlu olacakları sergileri performansları iyi bir şekilde belli etmek.

7.      Okullarda yapılan değerlendirmelere yeni bir yaklaşım ihtiyacı üzerine
Hadi gerçekleştirelim. Dünyada gerçekten değer verdiğimiz çeşitli şeylere bakalım. Olabildiğimiz kadar açık sözlü olalım. Çocuklara mümkün olduğu kadar erken feedback yani dönüt sağlayalım, daha sonra onların dönütü benimsemelerine izin verelim, böylece neyin iyi gideceğini neyin iyi gitmeyeceğini kendilerine söyleyebilirler.
   Ben bir yazarım ve başlangıçta editörlerden bir çok reddetme içeren bir çok dönüt almak zorunda kalmıştım, fakat zamanla neyin önemli olduğunu öğrendim. Kendi kendimi yönetmeyi öğrendim ve şimdi editörlerden gelecek dönütler çok gerekli olmuyor. Ve bir yetişkinin, çok fazla dış eleştiri yapmak zorunda olmadığınız şeylerde daha uzman olduğunuzu hiç kimsenin bildiğini düşünmüyorum, ama öz-değerlendirme olarak adlandırdığımız şeyi yapabilirsiniz. Ve okulda, değerlendirme size yapılan bir şey olmamalı, en aktif olduğunuz şey üzerine yapılmalı.

8.      Devlet eğitiminde görülen uzun süredir süregelen değişimin yerine ne yapılması gerektiği üzerine
Sadece uçlardan ziyade yaygın olarak Amerikan eğitiminde uzun süredir süregelen bir değişimin olması gerektiğini düşünüyorum, öncelikle insanlar öğrencilerin derinden öğrenim gerçekleştirdiği, onların alenen bilgilerini sunabildiği, ve o çocuklara bakan herkesin ‘’ Sahip olmak istediğim çocuklar işte bunlar. ‘’ dediği yeni tür eğitimin gerçekten işe yaradığı kendi ülkeleri gibi diğer ülkelerde de örnekler görmek zorundalar. Bu yüzden yeterince iyi örnekler görmemiz gerekiyor.
   İkinci olarak, eğitimde yer alan bireylere sahip olmamız gerekiyor, öncelikle öğretmenler ve yöneticiler, buna inanmamız, onu gerçekten yapmamız, ve öğretmen merkezli eğitimden değişim yapabilmek için ihtiyacımız olan yardımları almamız gerekiyor, ve sahnenin arkasındaki hazırlıkla bu eğitim türüyle çocukların akıllarını dolduralım, ve böylece çocuklar kendi kendilerine öğrenmenin merkezinde olurlar.
   Üçüncü olarak, herkesi bu eğitim türünün işe yaradığını ikna etmemiz için gereken değerlendirme planlarına ihtiyacımız var. Ve daha sonra yine aynı şey olacaksa yani elli veya yüz yıl önce kullanılan çoktan seçmeli testlere devam edeceksek, çocuk merkezli öğrenmeye sahip olmak iyi bir şey değil.

   Son olarak, ülkemizde belki diğer ülkelerde tahmin edilebilen bir gelecek için bu eğitim türüne sahip olmak istediğimizi destekleyen politik bir bağlantı olması gerektiğini düşünüyorum. Ve uzun süredir insanlar öğretmenleri dövmekle veya yeni hiç bir şey öğretmediğimizi söylemekle meşgul, çünkü eğitim sistemi başarısız olabilir ve geçmişte olduğu gibi tıkanmış olabilir.